24 Ağustos 2017 Perşembe

ÖYVZ

Hello,

Başlık nasıl? Direkt hedefe, geveleme yok. Ehhm şey işte mevcut koşullarda, geveleme yok demek istedim. Bir Bam bam bam değil belki ama tekli bam diyebiliriz. Neyse, zapıkların da kalbi olur, rahatsız edenlerin de sebebi vardır. Rahatsız etmenin de bir rezonansı vardır. Abartısı, oyun bozar. Bu arada; o nasıl gülümseme olum? Dişleri sağa baştan say. bir, kiii, üçç... 32'ye kadar gider. Diş ipi de kullanıyor. Şarjlı diş fırçası da var. 

2 sene önce, 28 yazılı mum; 2 Kasım. İmdilerde certain age of woman; 30. Bir zata en çok yakışan; güzel Türkçemizde karşılığı olmayan sıfat; COOL olabilmek. Burada, seviyesi %100. El ayak, dövmeli pekiyi. Saçlar?! Ressam olsam, yüzü gösterseler mevcuttaki saçı çizerdim. Derece bu.

Ciddi hoş. Tarz, ayrıca pek gezgin. Napoli'yi ben de severim. Bologna'da zamanında taş gibi takımdı ehheue (evet, Serhan yine topu auta attı). Beyz oyacak beni. Hem sever, hem de azıcık kıskanır. Bağzen yapacak bir şey yoktur, öylece bakarsın. E bakıyorum. Valla pardon. Şanslıysan; 3D görürsün değilsen 2D. Kedi seviyor. Ne güzel lan? Lanlı lunlu acayip yazı oldu.

Bu kadar.

5 Kasımda doğum pastamı kesiyoruz.

Adios.

Ser.

10 Ağustos 2017 Perşembe

sevilmemek

selam selam,

yarım saat sonra toplantım var hemen bir yazıp, çıkacağım. gerçi toplantıda ben varım ve yoğuum çok önemli değil ama maksat yok yazmasınlar. neyse konumuz; sevilmemek.

sanırım ben antipatik bir herifim. oldum olasıya da kendimi sempatik sanırdım. geç uyanışlarıma bir yenisi daha eklendi. bu durumdan uzun zamandır şüpheleniyordum, mutsuzluk ve sinir harbi arasında kalan günün 2-3 saati sevimli olabiliyorum. bu durumun da adresi belli. herkes, bir kritize etme peşinde. yöneticiler, aile, arkadaş, tanıdık, selami. selami için ayrıca yazı yazacağım bak. bu kervana yeni yan komşu da dahil oldu. lan ne yapsam olmuyor. yarım kaldım yarim. küçüklükten beri kısa çöpü ben çekerim hatta bu duruma o kadar alıştım ki başkası kısa çöpü çekerse; versene lan kısa çöpümü! diyebilirim. bu cümleden de anlaşıldığı üzere, biloğumun adını hak eden davranışlar içerisindeyim. 

niye sevilmiyorum? tuttururum. çok konuşurum, ukalalık yaparım. küserim. kızarım. kırarım, dökerim. kavgacıyım. kinciyim. para hesabım yok. dağınığım. pek bir yere yetişemem. ee genelde disiplinsiz davranışlar içerisindeyim. lafımı da esirgemem. çok pis insan tanırım, melekvari davranışları yimem. yimiş gibi yaparım.

peki ben niye sevildiğimi sanardım? yalaka değilim, laubali değilim, espritüel sayılırım (yok la baya baya komiğimdir), ortalama zekanın üstündeyim ki gün geçtikçe yurdum insanı seviyesine yaklaşıyorum diyeceğim de yurdum insanının zekası benimkinden bile hızlı düşüyor. koyun halk. cesaretliyim. bu yazdıklarımın pek mubah sayılmadığı zamanlarda yaşadığımızdan, bu özellikler bile eksi yazar.

SEVİLMİYORUM. 

not:seninle de yemek yiyenin taa amk ben. 

gittim.

Serhan.

19 Haziran 2017 Pazartesi

Reyiz Stayla

hi there,

evet sayım okurlar, yine bir pazartesi sabahı, allah belanı versin layn! günündeyiz. neyse, reyizin uyguladığı, içeri tıkalım derdini nah anlatırsın! modülü, bizim halka pek cazip geldi. bakınız, uygun demiyorum, cazip! en muhalifinden, en destekçisine kadar, normal hayatta da insanlar, diğer insanların beğenmediği davranışları, "reyiz styla" yorumlamaktan zevk alıyor. karşıdakine, hayırdır birader/arkadaşım/sevgilim/hayatım/aşkım (jargon; eğitim seviyesine göre değişse de en güççük ortak paydayı referans alabilirsin)? neden böyle söyledin, ne oldu da bu şekilde bir davranış içerisinden vs? demektense, onu dinlemeyip hakkında suçludur! kararını tek başına alabiliyorlar. belki kişi, zor durumda seni arayamadı, söyleyemedi, gelemedi veya çok daha geçerli bir sebebi var, atıyorum herif öldü olum. 

Arkadaş, akraba, sen, ben, o; farkında olmadan reyizin "one-way" adalet trenine binmiş gidiyoruz. insanlara, kendilerini savunma hakkı vermeden suçlayıp, cezalarını kesiyoruz. iyi bok yiyoruz, insan insana her zaman muhtaçtır. gerçi bunu unuttuk artık. gece yarısı gelen; ''kardejim öpüjem seni çoh özledimss'' mesajlarının cevabı, bu saatten sonra olmaz. son derece gaddar, sadece, "dediğim dedik, çaldığım düdük" tadında bir toplum olmuşuz. ve ne yazık ki, insanların başarılı olması bizi üzer hale gelmiş. başarıdan rahatsız oluyoruz, yüzümüzün şekli değişiyor. zaten o kadar az sevinecek olay var ki, biz başaramadık, bari sevdiğimizin başarısına sevinelim? etrafınıza bir bakın, böyle davranacak/düşünecek kaç kişi var? kendinizi de unutmayın. mesela ben; kişiyi sevsem de hak edilmemiş başarıyı kutlamam öyle yarım ağız belki. sonuçta; yılıklıkla edinilmiş bir koltuk, er yada geç elden gidecektir. 

ve yetki? yetki bu zamanın en tehlikeli silahı. yetkisi olan, yetkisi olmayanı yatırır zker çok affedersiniz, kimse de ses etmez. yetkisi olan, ileride yetki alma ihtimali olanın önüne set çeker. yetkisi olan, bel altı çalışır. yetkisi olan, apartmanın kendi tarafını lunapark gibi aydınlatır öbür tarafına dokunmaz. sadece ben diyerek, nereye kadar gidebiliriz? yetkisi olanların karşısında gardını düşürme rocky.

ya para? para insanları başka biri yapar. tanıyamazsınız. o adam, bu mu lan dersiniz? parası olmayan adam için de konuşması kolaydır, benim param olsa şöyle yaparım, böyle yaparım vs bol keseden atar. kazara parası olursa, etraftan ilk o kaybolur. neyse ya pazartesi pazartesi içinizi sıktım.

haydin görüşürüz.
ser.





2 Mayıs 2017 Salı

before-after

selamlar,

zaman ilerledikçe tozutuyoruz. bu satırları okuyan muhterem, kaç yaşındasın bilmeme imkan yok tabi de, kadınsan ve 30ları biraz geçmişsen, erkeksen ve 40lı yaşlara yaklaşmışsan; muhtemeldir ki sen de tozutacaksın dostum. yada çok geç, tozuttun bile ama haberin yok.

ah be monç, ben senin 20li yaşlardaki halini de bilirim. o zaman senden olsa olsa halı saha takımına yedek olurdu malum topa kabiliyetin maalesef yoktu. ne oldu da geçen yıllarda daha da kazmalaşacağına bir "yaşlı kurt Messi" oluverdin amk? hadi beni boşver, futbol oynadığın herkes seni hatırlar be olum. şimdi sosyal medyada paylaştıklarına bakıyorum da, sen baya baya topçuymuşsun be birader? sanki o boş kaleler yerin dağlar-taşlar hiç olmadı, ben yanlış hatırlıyorum?! peki sen ablacım? senin kuyruğun olsa onunla kavga edersin, insan ilişkilerin de bok gibidir, ayrıca antipatiksindir de. ne zkim oldu da, melek oldun sen? bütün insanlığa yardım eden, angelina jolie ehhmm yok fazla oldu :) rahibe x rolüne büründün? o paylaşımlar neler? sen onu sevmezdin ki. sen kimseyi gerçekten sevmezdin. şimdi layklar gırla ve tercihli. en ufak olaya bozulur, küserdin. küsmekle kalmaz, böyle x20 büyütürdün falan. aman aman. hiç çekilmezdin. bir de sen; karadenizlu uşağım? ne zaman bu kadar para yaptınız lan? hükumet/belediye destekli, rantsal dönüşüm inşaatları kaptınız tabi, allah'ın laz müteahhidi babadan sonra holding oldunuz. ha uşağım ha ha ha. türçiye size güzel tabi.




hepiniz mi düzeldiniz olum? hepinizin 'before'u 'after'ınıza tur bindirdi? bir biz mi bozulduk? bir biz mi topa eskisi gibi vuramıyoruz? nasıl bir dünya arkadaş bu? herkes gelişiyor, biz geriliyoruz. hadi beni dediğim gibi sittir edin de; gelmişinizi geçmişinizi bilenler var be. sözüm; delikanlı gibi, şöyle şöyle oldu da yürüdük diyenlere asla değilir. sözüm yaşanmışları, yaşanmamış sayan, halı altına süpüren güruha doğrudur. tozuttunuz.


bu arada, eğer böyle bir düşünce varsa; barınaktan köpek sahiplenelim. 'before vs after'ın kralı yukarıda.

biz:bitirim edebiyatında ben.

sevgiler,
serhan.

20 Nisan 2017 Perşembe

Bu Kafayla...

psikolojik kafam?
nümerik kafam?
sosyal kafam?

üç kafam var benim. bugün az kalan arkadaşlarımdan ki, sanırım o da kalmadı bir tanesi ile konuştum. çokça doğru olan tekerrür etti; o haklı, ben ise haksız konumdaydım. hatta adam sapına kadar haklı. öyle böyle değil. bana; ''sen dedi, bu kafayla dedi, hayatını sürdüremezsin dedi. hadi beni geç dedi. genel hayat? sen nasıl yapıyorsun ya böyle? dedi. bu kadar yazabildim.

her söylediği doğruydu, nispeten fena yapmadığımı düşündüğüm yazı yazarak bu kafalarımı incelemeye karar verdim. yuvarlakları ilk etapta üç kategoriye ayırdım. 

psikolojik olan;

bu yazı, komik bir yazı değil. bu, dürüstlüğünü çoktan kaybetmiş olan elinde pek bir haltı kalmayan, yalnızlığa doğru giderken birileri tarafından kabul görmüş, biraz bahtsız, aslen tembel, ailesinin ısrarla zeki dediği fekat normal zekalı olduğu konusunda şüpheli birinin hayat karşısındaki acı mağlubiyetidir. her maça, bu sefer çok iyi başlayacağım diyen ama devamlı knock out olan, boksör olmaması gerekirken bir şekilde boksör olmuş bir boksörün hikayesidir. bu, roller coaster gibi aletlere aslında binmek istemeyen ama bak Ali de bindi haydi! gazıyla binen ve sonra da milletin üstüne kusan çocuğun öyküsüdür. Yine bu, dünyayı dolaşırken ayağının altında yastık varmış gibi sokaklarda yürüyen, agorafobiklikten dolaştığı yerleri bile adam akıllı göremeyen, bu sebepten dolayı da seyahatnamesinde sadece barları yazabilen bir gezginin yazısıdır. 

bu, cebindeki son kuruşa kadar harcayan, o da yoksa arkadaşları için hesabını kabartan ama aynı zamanda o günlerin hiçbir zaman hatırlanmadığı bugünlerde yaşayan, üç beş akşam masasında oturduğu adamın bunu yıllarla kıyaslayabilmesine bile imkan veren o zamanın enayisi, şimdinin düzenbaz adamının hazin sonudur. haa bu yazı; başkasının baş düşmanının, "beni bile senden çok seviyordur" demesinin (ki zerre şaşırmamıştır) muhatabıdır. zaman kayıplarının buralara dökülmesidir işte. son olarak bu; küçükken oyuncaklarının değerini bilmeyip, onları kıran döken, büyüdüğünde ise küçüklükten miras olan korkularının da büyüdüğü, kompleksleri, kalflarından daha gelişmiş olan kalbi diğer insanlardan nispeten hızlı ve düzensiz çarpan, üzgün ama geri dönüşü olmayan, yılgın ama yılmamış gibi gözükmeye çalışan başarısız bir adamın hayat döngüsünün sadece bir günüdür. 

ne kadar iç karartıcı, feri gitmiş bir görüntü değil mi? bu bir jaguar hırıltısıdır zira başka frekanstan ses eden. duyabildiğim ama anlam veremediğim sonunu bildiğim bir hikayedir bu.

İşte ben bu kafayı her gün yaşıyorum...

diğerlerini sonra yazarım.
ilaç vakti.

Serhan.


5 Nisan 2017 Çarşamba

Burhan OT

selamlar selamlar,

Yıl oldu mu acaba son yazımdan bugüne kadar geçen zaman? neyse olmuş olabilir. Ben nasılım? iyi diyelim, iyi olsun. Siz nasılsınız? Sizler; böyle 80e, 1000e falan ayrılırsınız işte duruma göre değişirsiniz mantıken. Benim tanıdıklarımın çoğu iyidir muhtemel. Hatta süper lan benim tanıdıklarım. Herkes daha da gelişiyor. Coştu millet. Serhan'a tur bindirdiler ki zaten ben çoktan diskalifiye. Olun olun müthiş olun. Yetmez! Çocuklarınız falan da birbirleriyle yarışsın. Yaşasın hırs. Yaşasın para. 

Her ne haltsa bugün bizim şirkete temsil adı olarak Burhan Ot'u uygun gördüğüm bir kişi geldi. Adam gelmeden önce; nerelerde çalıştığı, ne yiyip ne içtiği? Boyu-kilosu ki iri bir arkadaş; zaten paylaşılmıştı. Beklenen oldu, bugün geldi. Benim en nefret ettiğim işin IT ve türevleri olduğunu beni takip edip, hala ölmemiş kişiler bilirler. Bu zat da aynı iş koluna mensup, en babasından olan ERP uzmanı. Velhasıl Burhan bey bugün geldi ve ahanda bizim şirket kartını çıkarttı şırrraaakk. Danışmandı ama email adresi vardı, olum onu bırak, odası bilem vardı. Her şey ne güzeldi? ITci mi olmak vardı? Kısa bir konuşma yaptı. bizler anahtar kullanıcıydık. Dedi ki, (lan içinden) dedi; ben yanımda bilgisayar açtırtmam, ben telefonu kapatırırım ızzt bızzt gibi garip şeyler söyledi. Almıştı gazı. 40'ına merdiven dayamış ve sittin senedir orta düzey yönetici olan ben gibi şahıslara bu Liseli styla haşlanma stili hoş gelmedi tabi ki. Başarısızız belki ama yine de, eser miktarda da kalsa bizim de gururumuz mevcuttu sonuçta. Bir de şirkette malum, rüzgar olup esmeyenler için de laaan ya benim esmediğimin?! foyası ortaya çıkarsa? düşüncesinde olanlardan; hssiktir zıçtık tepkisi yükselmiş olabilir miydi? Henüz net bir durum yok. Her şey çok yeni.

Bu bilgisayarı açtırtmam, telefonu kapattırırım hayt huyt olayını, bizim firmanın en tepesinin bir altındaki beyefendi de beğenmemiş olacak ki çok kibar bir şekilde, bizim personel gerektiği yerde, nasıl davranacağını bilir... şeklinde bir mesaj virdi. Önemliydi bu. Eşek kadar adamlar için Burhan'a; eti senin, kemiği benim demedi zaar. Diyebilirdi ki onun yerinde, birkaç altındaki bey olsaydı derdi. Burhan'ı, koridorda gördüm, normalde selam veririm, gerek domuzvari bir günümde olmam, gerekse hal ve hareketi beni selam vermemeye itti. İyi yaptım bence. Bakalım. 

Burhan Ot ile maceralar olursa, paylaşırım. Benden yana sorun çımaz zira ben o işi kolaydan yaparım. Kimlerden çıkacağını da biliyorum. Ayrıca geçen sporda artis artis suyumu kenara koyan herif, haddinden fazla ağırlık yükleyip benchin altında kaldı. Normalde ota boka koşan ben, yine kıpırdamadı. Artık böyle, ne kaddar ekmek o kaddar köfte.

Hadi afiyet olsun.

Serhan.